“Antalyalı tüketici bilinçleniyor. Bozuk çıkan ürünleri sineye çekmeyen tüketiciler, şikayet yağdırıp, 5 bin iş yerine ceza uygulanmasını sağladı.”
Bu yapılan araştırmada ortaya çıkmış.
Daha doğrusu 2010 istatistiki bilgiler karıştırıldığında tüketicinin duyarlılığı karşısında şaşkınlık bile yaratılmış.
Hayret.,
Gerçekten biz tüketiciler olarak hangi haklarımızı biliyor ve sonuna kadar savunabiliyoruz ki?
Geçenlerde büyük bir AVM mağazasında kasa sırası bekliyorum. Kasadaki bayan görevli hemen önümdeki bayan müşterisine kasa fişini uzatıp, “Aldıklarınızla karşılaştırın bakalım, ürünlerin fiyatları kasa fişi ile aynı mı” diye uyarmaz mı?
Şaşmamak elde değil.
İlk kez böyle bir uyarıya tanıklık ediyordum.
Genelde rafta bulunan ürünlerin etiket fiyatıyla, kasa fişi ücretlendirmeleri arasında fark olur diye bilinir ya.,
Ama o konuyu kasa görevlisi müşterisine iletiyor.
Tam anlamıyla Fair-Play’lık bir davranış biçimi.
Ailecek dev bir mağazaya gitmişsin. Alışveriş sepeti önünde, dolaştıkça dolaşıyorsun.
“Şunu da alalım mı” deneni dolduruyorsun sepete.
Yanında bir iki tane de ufaklık varsa, çikolata reyonunun önünden geçerken hepsini o sepete atası gelir.
Biz erkekler daha çok alkol ve elktronik eşya reyonlarına takılı kalırız. Bu nedenledir ki ücretlendirmede pek kazık yemeyiz. Yemeyiz yememesine de, uyanıklar hangi mamulde çifte standart uygulayacaklarını iyi bilirler.
Üşenmesen.,
Aldığın her ürünün raf fiyatını bir kenara yazıp, eve geldiğinde kasa fişiyle o raf ücretlerini karşılaştırsan, arada bir hayli fark olacağından adım gibi eminim.
Kaçımız sonradan kasa fişine bakma gereği duyuyor ki?
Alışveriş sepeti ağzına kadar dolmuş. Kasada ürünlerin ücretlendirmesini tek tek kontrol etme, o kontrol sırasında mamul fiyatlarını aklında tutma şansın var mı?
Tüketici Derneklerine göre vatandaş uyanmaya başladı.
Hoş.
O derneklerin sayısı giderek nasıl artar, hangi kriterlere göre artışa neden olur. Her önüne gelen tüketici derneği açabilir mi, açamaz mı bilemiyorum ancak, sanırım açabilir.
Burası Türkiye ve demokrasi var.
Hazır elleri değmişken, şu ADSL hizmet alımı ve verimine de el atsalar.,
Aman ne iyi olur, ne iyi..
Bir mesken düşünün. Elektriği borcundan dolayı kesilir. Tükettiği enerjiyi ödemediği içindir o kesimin nedeni.
Su desen aynısı.
Kullansan, kullanmasan bir sonraki ay fatura gelmiyor yani.
Peki ya ADSL.
Yani internet faturası?
İnsanlık hali ya, ADSL faturalarını yatıramadın. Bir sonraki ay abone ücreti faturası gelmeye devam ediyor. Yine mi yatıramadın bir sonraki ay fatura göndermeye devam.
Peki o neyin faturası?
Kullanım!.
Hizmet alamadığın bir şeyi nasıl kullanabilesin ki faturası olsun?
Daya faturayı vatandaşın mesken adresine gitsin. Nasılsa bir gün icra yoluyla da olsa tahsili mümkün.
Nasıl.,
Bu konu da tüketici derneklerini ilgilendiriyor mu?
Ve biz hala o faturaları ödemeye devam eden bilinçli vatandaşlar kategorisindeyiz!..
Pardon.,
Bozuk çıkan mamuller konusunda bilinçleniyorduk değim mi?
ADSL ne kokar, ne de bulaşır!..
Vatandaşın cebine de kesinlikle ulaşır.
Antalya
Özel
Asayiş
Spor
İlçeler
Kültür-
Trend Haberler
Servisçilerden Milli Eğitim’e sert tepki: ‘Düzeni neden bozuyorsunuz?’
Fatih Altaylı duyurdu: Antalya’nın simgesi 7 Mehmet kapanıyor mu?
‘Görev değişir duruş değişmez’
Antalyaspor’un eski yöneticisinden çarpıcı açıklamalar!
7 Mehmet: Antalya’dan ayrılmamız söz konusu değil
Torun Turgut, annesinin haklarını hukuk mücadelesiyle geri aldı: 16 yıl sonra gelen zafer