Aşamıyoruz…

Bir türlü zincirleri kıramıyoruz…

Hangi teknoloji gelirse gelsin, hangi çağdaş sisteme geçilirse geçilsin kılcal damarlarımıza kadar işlemiş ‘bürokrasi’ engelinden kurtulamıyoruz…

Hangi kamu kurumuna gitsek karşımıza bu ‘ben bilmem merkez bilir’ anlayışı çıkıyor. 5 dakikada çözülebilecek bir mesele için günlerce aynı kuruma gidip gelmek zorunda kalıyoruz. Mevzuatlarla, yönetmeliklerle kafayı bozmuş amirler, binbir güçlükle edindiği işini kaybetme endişesi taşıyan ‘korkak’ personel ve tüm kamuyu saran statükocu zihniyet devleti adeta kilitliyor…

Bu yıllar önce de böyleydi, bugün de böyle. Binalar çağa uyduruldu, teknoloji çağa uyduruldu. Alet edevat, cihazlar her şey ama her şey yenilendi ama mantalite yerinde sayıyor…

Biz gazetecilere en çok yöneltilen eleştiri, eksik, yanlış haberlerdir. Çoğunlukla bu eleştiriler doğrudur da. Çünkü haberin kaynağına ulaşmak bir dert, kaynaktan ‘doğru ve tam’ bilgiyi almak ayrı bir derttir bizler için. Yanlış yapmamak adına ilgili, yetkili kuruma veya şahısa gidersiniz ama karşınıza çıkan şey ‘bürokrasi’dir…

“Ben devlet memuruyum bilgi veremem..” en karşılaştığımız cümledir. En basit bir talepte dahi bürokratik prosedürün işletilmesi istenir. Örneğin bir kamu kuruluşundan hali hazırda yürüttükleri çalışma hakkında bilgi istersiniz kamuoyunu aydınlatma adına, önce Valilik’ten izin almanız gerektiği söylenir. Sanki bizler düşman ülkenin ajanlarıymışız gibi davranırlar. Belki sıradan bir vatandaş sorduğunda bülbül kesilen kurum müdürleri, amirleri, bir gazeteciyle karşılaştığında sessizliğe bürünür.

Bürokrasi sadece biz gazetecilerin sorunu da değil.

Sayısız örneği var.

Mesela hükümet herhangi bir sektörün kalkınmasına yönelik bir teşvik sistemi uygulamaya koyar, herkes sevinir, mutlu olur lakin büyük bölümü ortaya konan bürokratik engeller nedeniyle bundan yararlanamaz.

Esnafa, emekliye uzun vadeli faizsiz veya düşük faizli kredi imkanı tanınır fakat alabilmeleri için önlerine adeta bürokrasi duvarı örülür. Kimse alamaz…

İşadamına ‘yatırım’ çağrısı yapılırken bir taraftan da adeta yatırım yapmaması için akla gelen her engel çıkarılır…

Yani sözün kısası bürokrasi toplumun her katmanında karşımıza çıkar. Devletin bu hantal yapısından herkes yakınır ama çözüm bir türlü gelmez.

Sebebi yıllardır değiştirilemeyen/değiştirilmeyen işte bu statükocu anlayış…

Hep söyledim, söylüyorum; Bu ülkede gerçek bir reform yapılacaksa bunun birinci ve öncelikli yolu zihniyetlerin değişmesidir.

Önce kafalar değişmeli ki birbirinden modern binalar, çağdaş teknolojik sistemler insan hayatını kolaylaştırıcı işlevlerini yerine getirebilsin…