Türkiye’de her şey ama her şey değişiyor/değişebilir ama bankacılık sistemi değişmiyor/değiştirilemiyor…
Ne hikmetse yüksek faizlerle vatandaşın kanını emen, katı kurallarıyla herkesi canından bezdiren bankalara bir türlü güç yetmiyor.
Türkiye Bankalar Birliği verilerine göre, ülkemizde 1000 lira ve daha az aylık geliri olanların kişi başına ortalama 13 bin lira kredi borcu var. Yılın ilk 3 ayında kredi alan toplam 2 milyon 767 bin vatandaşın 1 milyon 273 bini 2536 ay vadeli borç yükü altında. Toplam borçlu sayısı ise tam 17,7 milyon kişi.
Zaman zaman (başta siyasiler olmak üzere) çeşitli çevrelerden uyarılar alıyoruz; Siz siz olun kredi ile bir şey almayın, kredi kartıyla da bir şey almayın. İyi de nasıl almayalım. Ülkede sistem tamamen kredi üzerine kurulu.
Pardon ama günümüzde artık WC’lerde bile pos makinesi mevcut…
2002'de kredi ve kredi kartı borcu 6,6 milyar TL civarındayken, yine Türkiye Bankalar Birliği’nin yayımladığı en güncel rapora (Haziran 2016) göre, kredi kartları toplam borcu 79 milyar TL. Tüketici kredileri de hesaba katıldığında 380 milyar TL’lik bir borç dağı görülüyor.
Yani işin özeti, sadece bugünümüz değil geleceğimiz de ipotek altında. Çünkü borçların tamamı uzun vadelere yayılmış durumda. Denize düşen yılana sarılır misali daraldığımız yerde bankalara koşuyor, alabildiğimiz krediyi alıyoruz. Hangi şartları önümüze sürerlerse sürsünler gözü kapalı kabul ediyoruz.
Çünkü başka çaremiz yok…
İşte bu çaresizliğimiz bankaların en büyük kozu.
Hatırlayacaksınız geçtiğimiz aylarda hükümetin girişimiyle bir sicil affı çıkarıldı. Geçmişte bankalarla yaşadığı sorunlar nedeniyle ‘kara liste’ye girmiş olan ve sonrasında borcunu ödemiş dahi olsa kredi veya kredi kartı alamayan yüzbinlerce insanı heyecanlandıran bu af kağıt üzerinde kalmaktan öteye gidemedi. Sözümona sicil affı var.
Gidin herhangi bir bankaya, kredi başvurusu yapın ne demek istediğimi anlayacaksınız. Bankalar hala bildiğini okumaya devam ediyor. İstediğine, işine gelene veriyor, gelmeyene kapıyı gösteriyor.
Devletin gücü herkese, her şeye yetiyor ama bankalara yetmiyor…
Gelişmiş ülkelerde de durum böyle midir bilmiyorum ama Türkiye’de realite bu; En büyük güç BANKALAR…