Dün sabaha karşı uykum kaçtı. Çalışma odama geçip, bir gün öncesinin gazetelerini taramaya başladım.
“Deli Ayten’i gören, sanatçı zannediyor” başlıklı habere gözüm ilişti.
Haberin girişinde, “Bursa’da uzun süre tartışıldıktan sonra ilçe belediyesinin kararıyla Kamberler Parkı’na dikilen Deli Ayten heykeli, şehir dışından gelen ziyaretçileri şaşırtıyor” yazıyordu.
Deli Ayten’in heykeli, geçen yıl haziran ayında Osman Gazi, Orhan Gazi, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Zeki Müren gibi ünlülerin heykelerinin de bulunduğu Kamberler Parkı’na dikilmiş.
Nedeni ise Deli Ayten’in kente mal olmuş olması.
Heykel’in altında sadece, “Deli Ayten-Ayten Şenaşık 1935-1992” ibaresi yazıyormuş. İlk bakışta heykelin kime ait olduğunu anlaşılmıyor. Ancak araştırılınca gerçek ortaya çıkıyormuş.
Deli Ayten, yani Ayten Şenaşık’ın akli dengesi 14 yaşında aşık olduğu Cümbüş Bayındıroğlu’yla evlendirilmesine izin verilmeyince bozulur. Doktorlar, “Sevdiği kişiyle evlenirse düzelir” deyince ailesi Ayten’i sevdiğiyle evlendirir. Ancak Ayten’in akli dengesi yerine gelmez. 1992’de cenazesine 3 bin kişi katılmış. Deli Ayten’in Bursa’ya mal olmuş bir insan olduğu kabul edilir ve ünlülerin heykellerinin yanına onun da heykeli yapılıp, dikilir.
Vay be.,
Vefa’nın da böylesi.
Antalya’nın da delisi vardı, kente mal olmuş insanları da ama, nedense olduklarıyla kaldırıldı..
Örnek mi?
1-Celep İsmail.
Celep İsmail Şarampol’de keçi ve koyun keser, filelere koyup, kapı kapı dolaşıp etleri sahiplerine verirmiş. 50 yıl önceleri Antalya’nın et ihtiyacını tek başına Celep İsmail karşılar, garibanlardan para bile almazmış.
2- Arap Mustafa.
Eskiden doğru dürüst yol mu var, Antalya’ya yükler deniz yoluyla gelirmiş. Yat Limanına fazla yanaşamayan gemilerden eşyalar önce kürekli teknelere yüklenir, ardından karaya çıkartılırmış. Araba mı var, esas mesele o yüklerin yat limanından tophaneye çıkartılmasında. Arap Mustafa yıllarca bu uğurda geçimini sağlamış. Sonunda da “Antalya’nın Hamalcı başı” yapılmış.
3- Sarı Mustafa.
Gelenek hala devam ediyor ancak, eskiden ölülerin ardından dini vecibeleri yerine getirmek bir gelenek ve görenekti. Nitekim, ölülerin ardından helva karılırdı. Antalya’da o işi Sarı Mustafa yapmış. Alevi kökenli olan Sarı Mustafa, kendisine teslim edilen malzemeleri alıp, ölü evinin önünde kurulan tezgahta helva karar, mevlide gelenlere tek başına dağıtır, bundan da en küçük bir menfaat beklemezmiş.
Millet delisine sahip çıkıyor.
Antalya, bırakın akıllısına sahip çıkmayı, hizmet üretip, eser bırakanları bile taktir etmekten çok, yerden yere vurmayı huy haline getirmiş.
Kimler gelip, kimler geçmedi ki?
Bu kentte biraz yetki sahibi olanlar, kendisini Antalya’nın sahibi sanıyor. O yetki bittiğinde de, yemiş ağacından düşmekten beter oluyor.
Vefa parayla değil, karakterle ilgili.
Ah-de vefayı siyasete tercih edenlerden çok şey beklemek, hayalcilik olsa gerek.
Bizim gibi!..
Asayiş
Antalya
Güncel
İlçeler
Özel
Kültür-
Trend Haberler
Servisçilerden Milli Eğitim’e sert tepki: ‘Düzeni neden bozuyorsunuz?’
Fatih Altaylı duyurdu: Antalya’nın simgesi 7 Mehmet kapanıyor mu?
‘Görev değişir duruş değişmez’
Antalyaspor’un eski yöneticisinden çarpıcı açıklamalar!
7 Mehmet: Antalya’dan ayrılmamız söz konusu değil
Torun Turgut, annesinin haklarını hukuk mücadelesiyle geri aldı: 16 yıl sonra gelen zafer