Karabük maçının hemen ardından kalemi kağıdı elimize alsak daha farklı şeyler yazabilirdik ama, hani derler ya “futbolcular duş almadan mikrofonlara konuşmamalı”, biz de biraz sakinleşelim yazı yazmak için dedik.
Son 3 yıldır Antalyaspor’un yenilgisinin hiç bu kadar koyduğunu hatırlamıyorum.
En zayıf haliyle, en zayıf kadrosuyla bile sahada mücadelesini veren takımın yerinde yeller esiyor.
Mehmet Özdilek maçtan önce 3 puan için gidiyoruz, maçtan sonra “İsteksizdik” diyor.
İstekli olmak için özel bir şeye mi ihtiyaç duyulmalı. O formayı giyenlerin birinci amacı zaten maçı kazanma isteği olmamalı mı?
Sezon başında pazarlık masasına otururken, her maça istekli çıkacağınıza dair atıyorsunuz imzayı. Keyfiniz gelince oynamak için değil.
Maçtan önce seremonide çekilen, iki takımın ilk 11’inin de içinde olduğu kareye baktım, daha da hayıflandım.
Bir onların kadrosuna baktım, bir de bizimkine.
Sıradan bir futbolsevere sorun Karabük takımından kimi tanıyorsun diye, Emenike’den başka ikinci bir ismi saysın adımı değiştiririm.
Bir de Antalyaspor’a bakınız: Necati, Tita, Uğur İnceman, Deniz Barış, Ömer Çatkıç bir çırpıda sayılabilecek, üst düzey takımların formasını giymiş isimler.
Keşke seremoni maçta sonra da yapılsa da, Antalyasporlu oyuncular başlarını bir sağa çevirip rakip oyunculara, bir de sola çevirip skor tabelasına baksalardı.
Pozisyonlarda çaresiz kalan Ömer ve savunmada elinden geldiğince mücadele eden Erkan, Yenal ve Deniz’i bir parça bu eleştirilerin dışında tutuyorum.
Bunun dışındaki oyuncuların tamamı, maalesef kendilerinden iyi futbol bekleyenlerin yüzünü kızartacak bir oyun oynadılar.
İyi oynadıklarında el üstünde tuttuğumuz oyuncular, kötü oynadıklarında eleştirilerimize katlanacak.
Hiç mi kredimiz yok demesinler, 2-2 biten Bursaspor maçının ikinci yarısından itibaren 5 haftadır kredilerini kullanıyorlar.
Mehmet Özdilek de oynanan kötü futbolun sorumlusudur. Bu sorumluluğu zaten biz söylemeden kendisi de alacaktır.
Teknik adamın işine karışmamak gibi bir prensibimiz olduğundan, hiç sormamaya özen gösterdiğimiz
(Serge’nin kenara çekilmesinin nedeni, İstanbul Belediye maçında kaçırdığı goller mi?
Ali Zitouni’nin oynaması için bir şart mı var? Haydi oynattınız, 85 dakika oyunda hiçbir şey yapmadan kalması da mı şart?
Eksikler varken tercih etmek zorunda kalınan Veysel çok da iyi maçlar çıkarırken neden her maçın başında kenarda? Neden son 5 haftadır maçların son 3-5 dakikasında oyuna alınıyor, ne bekleniyor?
Kerem ve Uğur’daki düşüşün nedenleri nelerdir?
Rakipler artık Tita için önlem alırken, neden Tita’nın daha etkili olması için değişik varyasyonlar denenmiyor?
Rakip teknik direktörler, oyun berabere devam ederken müdahalesini yapıyor da biz neden skor tabelası değişince bu gerekliliği duyuyoruz?
90 dakika boyunca bu takıma şut atmayın uyarısı mı yapıldı? Ya da tek bir pozisyona girmeden maç nasıl bitirilir dersi mi verdiniz futbolsevere?) şeklindeki taraftarın aklına takılan bazı soruları, biz bu hafta da sormuyoruz.