Bir yıla yakın zamandır ülke gündeminden düşmeyen bir olay var.
Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı ve akademisyen “Sinan Ateş’in” düzenlenen suikastle hayatını kaybetmesi…
Olayın tetikçisi İstanbul’da faaliyet gösteren bir torbacı…
Yani siyasi kimliği olmayan ve uyuşturucu satan Eray Özyağcılar isimli birisi, siyasi kimliği olan bir akademisyeni katlediyor…
Son derece tuhaf…
Üstelik bu cinayeti neden işlediği henüz belli değil…
Ancak işin daha vahim tarafı, Cumhuriyet Gazetesinde “Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş’in katil zanlısı Eray Özyağcı’nın atış talimini Ayhan Bora Kaplan’ın Ankara’daki çiftliğinde yaptığı iddia edildiği” haberi yayınlandı…
Eğer bu iddia doğru ise –ki, savcılık mutlaka bunu da araştıracaktır- içinde bulunduğumuz durum içler acısı…
Büyük resmi gözlerinizin önüne getirin…
Bir yanda 15 Temmuz gecesi İçişleri Eski Bakanı Süleyman Soylu’nun kardeşinin çağırısı üzerine bakanlık önüne gelen ve bizzat silahlandırılan ve sonrasında hızla kurduğu suç örgütü ile yükselişe geçen “Ayhan Bora Kaplan” ve adamları var…
Bir yanda “Sinan Ateş’”i katleden torbacının Ayhan Bora Kaplan’ın çiftliğinde yaptığı silahlı eğitim iddiası var…
Diğer yanda iddialar göre tetikçinin Bora Kaplan tarafından eğitilmesini sağlayan ve Sinan Ateş’in katli ile ilgili şüpheli durumunda yargılanacak olan, Ülkü Ocakları ve MHP aidiyetlisi olan onlarca adam var…
Öte yanda ise tetikçiyi çakarlı ve karekodlu bir araçla Ankara’dan kaçırıp istanbul’a götüren, Ayhan Bora Kaplan’a bilgi sızdıran polis şefleri var…
Bütün bunları bir yap-boz parçaları şeklinde birleştirince karşımıza koskocaman bir çürümüşlük çıkıyor…
Ve ucu kendilerine dokunan bu çürümüşlüğü, Cumhur İtifakının küçük ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, kesip atmak yerine enteresan bir şekilde sahipleniyor ve bu olayları araştıran gazetecileri hedef göstererek “hesaplaşacağız” diyor…
Sayın Bahçeli, gazetecilerle “hesaplaşacağız” demenin basın ve ifade özgürlüğünü yok etme anlamına gelmekte olduğunu iyi biliyor ama nedense çok telaşlı…
Bütün bu çürümüşlüğü kesip atmanın, devletin işleyişinin demokratik usül ve esaslara göre yeniden yapılanmasını sağlamanın yolu Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Bahçeli ve MHP ile olan ilişkilerini yeniden gözden geçirmesine bağlıdır.
Sayın Erdoğan, 21 yıllık iktidarı döneminde tarihsel akışa ciddi etkileri olan siyasi ataklar yapmıştı.
AB tam üyeliği için adaylığın kabulü sözleşmesini yapması, Kürt meselesinin çözümü için Çözüm Sürecini başlatıp sürdürmesi, FETÖ yapılanmasını tasfiye ve 15 Temmuz olayı 21 yılın en önemli siyasi kırılma ataklardır…
Şimdi bir atak daha yaparak 15 Temmuz sonrası kurulan denge –aslında demokrasi aleyhine olan dengesizlik- yerine tarihe not düşürecek politika değişikliğine gidip yeni ve demokrasinin kural ve kurumlarına yeniden dönüş için MHP ile olan ilişkileri keserek yeni siyasi dengelerin yolunu açmalıdır…
Üstelik TBMM’deki milletvekillerinin partilere göre dağılımı bu dengelerin yeniden kurulabilmesi için uygun durumdadır…