Efendim, elbette malumu âliniz değildir.
Bir zamanlar bendeniz de kiracıyım.
Öyle böyle değil, tam 40 yıl kira evlerinde oturdum.
Şimdi olduğu gibi geçmişte de devleti yönetenler ekonomide başları sıkıştığında bankaların ucuz ve uzun vadeli(!) ev kredisi vermeleri zuhur ettirilir, böylece piyasayı canlandırdıklarını sanırlar.
Oysa canlandırdıkları ev sahipleri, canlarını yaktıkları da kiracılardır.
Şu lanet ev kredisi ile kiracısı olduğumuz evi alan haklı olarak, kendisi oturacağından bize de başka bir kira evi bulup taşınmaktan başka seçenek kalmazdı.
Ve haliyle biz de maaile sokaklarda kiralık ev tabelası arardık.
Sokak sokak ev aramaktan, emlakçıları dolaşmaktan anam ağlardı ama asıl sıkıntı yeni bir kira evine taşınma gündeme geldiğinde başlardı.
Evet taşınma.
İşte benim kiracılıkta yıldığım ve günlerce kâbuslarını gördüğüm olay budur.
Bırakın ev taşımayı, pazardan birkaç poşeti taşımak bile beni gergin etmeye yeter de artar bile.
Efendim, bir kira evi tutarsınız.
Ev sahibi sizden memnundur ve uzun yıllar oturacağınızı düşünürsünüz.
Elbette yaşadığınız mekân olduğu için de istediğiniz gibi düzenlersiniz.
Klimanızı alır yerleştirirsiniz.
Uydu anteninizi takar, çamaşır ve bulaşık makinelerinizi konuma uygun yerleştirirsiniz. Çalışma masanızı düzenler, kitaplığınızı oturduğunuz yere göre yaptırır, yanı başına bilgisayarınızı koyarsınız.
Kiracı olduğunuzu, aybaşı geldiğinde ev kirasını verdiğinizde hatırlarsınız.
Sanki ev sizin(!) tüm düzenlemeyi kendinize göre yaparsınız.
Ta ki bir gün kapınız çalınıp ve tanımadığınız birileri karşınıza gelinceye kadar musmutlu yaşarsınız kira evinde.,.
Ancak kapınız çalınır ve ev sahibinin yanında birileri ile geldiğini gördüğünüzde yüreğiniz hop eder.
“Beyefendi izniniz olursa eve bakacağız. Satın almayı düşünüyoruz da.”
Kenara çekilir evi dolaşmalarına izin verirsiniz ister istemez.
Sanki o an “mahremiyetiniz” tecavüze uğramış gibidir.
Eve değil de sizin nasıl yaşadığınıza bakıyorlarmış gibi gelir.
Tuvalete, banyoya, yatak odanıza, çalışma masanıza, mutfağınıza bakıldığında özel hayatınızın tarumar edildiğini düşünürsünüz.
Bir anda yaşadığınız mekânda kendinizi yabancı hissedersiniz.
Gittikleri zaman bir sıkıntı gelir ümüğünüze oturur.
Ya satılır da ben taşınmak zorunda kalırsam?
Yahu bunca şeyi ben nasıl toparlarım?
Nasıl bunlara uygun yeni bir yer bulurum?
İçinizi afakanlar basar.
İşte o an kiracı olmanın zulmünü omuzlarınızda duyarsınız.
Nihayet hayırlı(!) haber gelir. Ev satılmıştır. Kendinize yeni bir ev arayın.
Geçenlerde TOKİ evlerinde dolaşırken hep bunları düşündüm.
Yoksul emekçilerin konut sahibi olmaları için kurulan TOKİ, AKP dönemine kadar sosyal konutlar yapıp dar gelirlileri konut sahibi yapıyordu.
Ancak AKP ile birlikte arsa spekülatörü ve parası olanlara akıllı lüks evler yapan bir kuruma dönüştürüldü.
Gelecek yeni iktidarla birlikte dilerim yeniden sosyal devlet oluruz ve TOKİ denen kurum asli görevine dönerek yoksul emekçilerin konut sahibi olmaları yönünde yeni projeler başlatır.
İmanın kimde olduğunu Allah bilir ama bu dünyada mekana kimlerin ihtiyacı olduğunu devlet bilir ve bilmelidir de…