Klasik cumartesilerimize geri döndük. Hem de kesin dönüş yapmış gibi.
Benim açımdan, “Klasik cumartesi” acaba nedir?
Köşenin takipçileri iyi bilir.
“Müdavimleri” demiyorum, megalomanlık olarak kabul ediliyor.
Eskiden olduğu gibi, cumartesileri Elin Sude hanımın emrine amadeyiz. Cumartesi’nin programını yine Cuma akşamından yaptı, uyma bakalım uymaya bilirsen!..
Onun programı AKM’de yürüyüş, fast-food tüketimi (Haftada sadece bir kez yer) ve tiyatroya gitmek.
Sabah soluğu Büyük Liman balıkçı barınağında aldım. Sabahları bir başka güzel oluyor balıkçıların barınağı. Son zamanlarda barınak demeye şahit gerekmeye başladı ya, buna da şükredenler var.
O öyle bir şükür ki, haftanın 2-3 günü kendisi gitmese de, genel sekreterinin onun yerine uğramaktan geri durmadığı Büyükşehir yetkililerinin oradaki sorunları çıplak gözle görmelerine karşı, serçe parmaklarını dahi kıpırdatmamasına rağmen o şükür.
Son fırtına ile zaten pamuk ipliğine bağlı gibi duran barınağın deniz tarafındaki beton blok, makasla kesmişsin gibi bir birinden ayrılmış. Her an üzerinde duranlarla birlikte denize yıkılacakmış gibi duruyor.
Antalya Valisi sayın Ahmet Altıparmak. Kemer tarafına yolunuz düşerse ki düşüyordur, lütfen bir sigara içimlik uğrayıverin Büyük Liman balıkçı barınağı tarafına.
Bir de madalyonun gerçek yüzü var. O da ihaleye gelen balıklar. Ben ihaleden vazgeçtim, barınaktaki balıkçıların tezgahlarındaki balıkları görmek yeterli. Yeterli de yeterli olmasına, balık boyları 15 santimetreyi geçmiyor.
İnsanda vijdan gerekli.
Aldık balıklarımızı, ayrıldık limandan. Geldik Mini City’e.
Ne olmuş öyle Mini City?
Resmen balık pazarı..
Ruslar krismislarını (yeni yıl) kutluyor.
Mini Ctiy’i şöyle bir gezdik. Yıllardır gitmiyordum oraya, minyatür tarihi eserlerimizin sergilendiği yerlere barkot ile çalışan, eserin tarihçesini anlatan makinalar koyulmuş. Tam karşımızda 4 kişilik turist ailesi, onlar da ellerindeki barkotu sokup, anlatılanları dinliyor.
Şaşırdım.
“Demek ki Türkçe biliyorlar” diye düşünmedim değil. Ancak, meğer o anlatım Rusça, İngilizce, Almanca ve Türkçe olarak 4 dilde yapılıyormuş.
Gerçekten güzel bir uygulama.
Menderes Türel döneminde alınmış, seçim nedeniyle monte işlemi yetiştirilememiş ve Mustafa Akaydın dönemine nasip olmuş.
İlk kez Türel döneminden gelen bir çalışmanın, Mini City’de devam ettirildiğine tanık oldum.
Oldum olmasına da, bir tarihi eserin önündeki makinaya barkotu sokuyorsun çalışıyor, yan tarafındaki ses bile vermiyor. İki kısım öteye git, aynı.
Ve fast-food saati.
Kim, “5M Migros yıkılacak” diyorsa, haletmiş. Diyenlerin bile uğrak yeri 5M Migros. Resmen insan seli. 20 TL’si olana yetmez, pahalı gelir orası. Oturacak masa bulabilmek dahi marifet işi.
Cam Piramit ile AKM güzergahında yürüyüş programını sıkıysa unuttur Sude hanıma.
Cam piramidi geçeceğimi sanan Sude hanımlar, “Babaaaa. Sağa sapacaksın” diye uyarmaktan geri durmadı.
Sanki bilmiyoruz.
AKM içerisinde Kır kahvesi var. Eskiden orada oturaklara oturulurdu, plastikleştirmişler. Sandalyeler buz gibi.
Programı tamamlamış, güzergahımıza doğru ilerliyoruz. Gözüme Akaydın’ın bilboardlardaki , “Mutlu yıllar Antalyam” afişi ilişiyor.
Ben de, “Mutlu yıllar Türkiyem” desem, herkesin yeni yılını kutlamış olur muyum?
Not: Elin Sude’ye tiyatroyu unutturdum!..
Asayiş
Antalya
Spor
Güncel
İlçeler
Özel
Kültür-
Trend Haberler
Servisçilerden Milli Eğitim’e sert tepki: ‘Düzeni neden bozuyorsunuz?’
Fatih Altaylı duyurdu: Antalya’nın simgesi 7 Mehmet kapanıyor mu?
‘Görev değişir duruş değişmez’
Antalyaspor’un eski yöneticisinden çarpıcı açıklamalar!
7 Mehmet: Antalya’dan ayrılmamız söz konusu değil
Torun Turgut, annesinin haklarını hukuk mücadelesiyle geri aldı: 16 yıl sonra gelen zafer