Geçenlerde bir arkadaşımla dertleşiyorduk…
Söz trafikten açılınca arkadaşım bir anda parladı.
“Yahu, geçenlerde aracım yaya geçidine yarım metre kadar girmiş durumda park etmek zorunda kaldım. Akşam baktım trafik cezası kesilmiş. Bu nedir ya… o kadar ince bir düşünceleri varsa çıksınlar yollara slalom yapanları yakalasınlar…”
Güldüm…
Bende tam sarı ışık yanarken geçecektim ki kırmızıya dönünce aniden durdum ama ışığı yarım araç boyu geçmiştim, baktım akşam bana da trafik cezası kesilmiş…
Hemde e-devlet üzerinden bildiriyorlar cezayı…
Arkadaşıma döndüm, “Üzülme, bu cezalar devletin faiz borcunu ödemesi için kesiliyor” dedim.
2025 bütçesi görüşmelerini izliyorum ve önümüzdek yıl “günde 5,5 milyar lira fazi ödemesi” var devletin.
Toplam olarak 2 trilyon lira faiz ödeyeceğiz…
Kim ödeyecek?
Elbette bu halktan alınan vergilerle ödenecek…
Yani anlayacağınız aklınıza ne gelirse herşeyden yeni vergiler ile eski vergilerin atrışı bekliyor bizleri…
İnternet üzerinden konum bildiriminden tutunda trafikte en küçük kusura kadar hemen her alanda yakamızda vergi yükü ile yaşayacağız…
512 milyar dolarlık dış borcun ana para ödenmesini saymıyorum bile…
Bu tablo halkın kemiklerine kadar soyulacağının resmidir…
Aklıma 1854 yılı geldi.
O yıla kadar sıfır borcu olan Osmanlı Devleti, Rusya ile yapılan Kırım Savaşından dolayı büyüyen askeri harcamalarını karşılamak üzere, savaşta kendisini destekleyen(!) İngiltere ile ilk dış borç anlaşması yapar…
Alınan para 3 milyon sterlin ve yüzde 6 faizli…
(Tam bu noktada aklıma Suriye meselesi, mültecilere harcanan 100 milyar dolar, son gelişmeler nedeniyle İngiltere’nin bizi desteklemesi ve bu meseleden dolayı verilen paralar geldi)
Yıl 1875, aradan 21 yıl geçer, bu arada başka ülkelerden de borç alınır ve Osmanlı Devleti bütçesinin yüzde 76’sını faiz ödemesine ayırır…
Bu ağır ödemeler karşısında daha fazla dayanamaz ve borçlarını ödeyemeyeceğini dünyaya duyurur…
Ve bildiğiniz gibi alacaklarını tahsil etmek üzere Duyun-u Umumiye sistemi kurulur alacaklı devletler tarafından…
O yıllarda Fransa Maliye Bakanlığı Müşaviri ve aynı zamanda alacaklı devletlerin hesap komisyonu başkanı olan Daniel Ducoste 1889'da yazdığı kitapta şunları ifade etmişti.
"Şimdi Türkler hızla borçlanmaktadırlar. Ancak yirmibeş yıl sonra Osmanlı toplumunda borçlanmaya karşı çıkacak muhalif unsurlar ortaya çıkacaktır. İşte o zaman alacaklarımız ve faizleri tehlikeye düşecektir. Bu yüzden Osmanlı devleti üzerinde çıkarlarımızı koruyabilecek Türk yöneticilere ihtiyacımız vardır. Ben bu yerli misyonerlerin bizden ve bizim yapacağımız siyasi baskılardan daha etkili olacağı kanısındayım. Bunlar Türk halkına kendi dilleri, kendi ikna yöntemleri ile yaklaşabilirler. Bu yerli misyonerler bir kaç yüzyıl teminat unsurlarımız olacaktır"