Şubat ayının son gününün sabahında savaş haberleri ile uyandık.

İçinde bulunduğumuz Ramazan ayında bereketin, huzurun, sıhhatin olması gerekirken yurdumuzun dört bir yanındaki komşularında savaş, yıkım ve gözyaşı yaşanmakta. Ukrayna - Rusya savaşı, Suriye'de IŞİD, Filistin - İsrail, İsrail - Suriye derken şimdi de ABD ve İsrail, İran'a karşı geniş çaplı hava saldırısı başlattı.

Yıkım, kapkara toz bulutları, ateş içinde kalan insanlar, kadın erkek, yaşlı genç, çocuk bebek ayırt etmeksizin zorba ve yaşam hakkını zaptederek adeta ölüm saçıyorlar.

İsrail ve İran arasındaki mesafe 2308 kilometre. Yüzölçümü bakımından İran, İsrail'in 75 katı büyüklüğünde. Aynı şekilde, nüfus kıyaslaması yapıldığında da İran'ın, İsrail'den ortalama 10 kat daha fazla nüfusa sahip olduğunu görüyoruz.

Kısaca, toprak ve nüfus bakımından İran çok daha büyük. Teknoloji ve ekonomik güç olarak ise İsrail daha ileri. Asker sayısına gelince İran'da sayı daha fazla ancak savunma teknolojisinde ise İsrail önde. Kimin bu savaşta kendini galip göreceği meçhul ama savaşın hiçbir zaman bir kazananı olmadığını maalesef biliyoruz.

İran dini lideri Ali Hamaney, uluslararası haber ajanslarına göre, 28 Şubat 2026’da füzeler ve dronlar yardımı ile İsrail ve Amerika’nın ortak operasyonunda öldürüldü. İran devlet medyası da bu durumu doğruladı ve ülke genelinde 40 gün yas ilan edildi.

Türk Hava Yolları dahil birçok havayolu Ortadoğu'ya uçuşlarını geçici olarak iptal etti. Dünya genelinde on binlerce yolcu havalimanında mahsur kaldı. Hürmüz Boğazı'nın kapanabileceği korkusu nedeniyle petrol fiyatlarında yükseklik beklentisi oluştu. Enerji piyasaları ve küresel ticaret için risk kararı verildi. Avrupa, Asya ve Amerika'ya giden birçok uzun mesafe uçuş güvenlik nedeniyle iptal edildi.

Hindistan, Avrupa ve Körfez ülkelerinde onlarca sefer durduruldu. Hava yolları, yolculara ücretsiz tarih değişikliği ve iade seçenekleri sunmaya başladı.

Peki ülkemizi etkileyecek gelişmelere gelince bizi neler bekliyor? Şimdiden altın ve döviz aldı başını gitti. Dünya gündemindeki kriz sadece siyasi olarak değil, uçuşlar ekonomi ve enerji fiyatları üzerinde de doğrudan hissedilebilecek bir durum haline geldi.

Ortadoğu hava sahalarının kapanması nedeniyle Türkiye'deki hava yolları da önlem aldı. Türk Hava Yolları, İran, Irak, Ürdün ve Lübnan uçuşlarını 2 Mart'a kadar iptal etti. Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Kuveyt, Umman uçuşlarının da önemli bir kısmı durduruldu. Pegasus ve Ajet'te benzer iptaller yaptı.

Ortadoğu, dünya petrolünün kalbi olduğu için piyasalar hemen tepki verdi. Uzmanlara göre çatışma bu şekilde devam ederse petrol ve akaryakıtta fiyat yüksekliği kaçınılmaz. Akaryakıt fiyatlarında, ulaşım ve kargo maliyetlerinde zam riski artar. Dolaylı olarak gıda ve ürün fiyatlarına da zam yansıyabilir. Enerji maliyetleri artar, enflasyon baskısı oluşur. Borsalarda dalgalanmalar başlar. Sınır kapılarında insan yığılmaları oluşur.

Ülkemiz coğrafi olarak İran'a yakın olduğu için tüm bu durumlar dolaylı olarak kaçınılmazdır. Doğalgaz maliyetlerinin artması, elektrik üretim maliyetlerini yükseltir. Ulaşım maliyetlerindeki artış, zincirleme şekilde ürün fiyatlarında da yükseliş meydana getirir. Günlük hayatta ilk hissedilen etki genelde bu olur. Market fiyatlarında yavaş yavaş ama sürekli artış meydana gelir. İthal ürünlerin pahalanması tatil ve uçak bileti fiyatlarında da yükseliş meydana getirir.

En kritik risk ise savaşın büyümesi. Psikolojik olarak insan beyni uzak bir savaşı bile yakın tehdit gibi algılayabiliyor. Gerçekte ise Türkiye doğrudan çatışma alanına girmekten çok ekonomik dalgalardan etkilenecektir. Savaş büyürse yeni mülteci dalgaları olabilir. Türkiye zaten büyük bir göç yükü taşıyor, bu artabilir. Son yıllarda artan bu savaş haberlerinin en kısa sürede bitmesini temenni ediyorum. Ülkemiz için de bu durumdan en az zararla kurtulmamızı temenni ediyorum. En kötü barış, en iyi savaştan iyidir. Savaşın kazananı bile her zaman kaybeder. İlle de barış!