Bir yandan 8 aydır devam eden Muhittin Başkan ve yakınlarının tutuklanması ile iddianame ve yargılama süreçleri,
Diğer yandan Epstein rezaletinin Antalya’ya yansımaları konuşulurken kent insanını yakından ilgilendirmesi gereken ve 3 yıldır açık bir hukuksuzluğun hüküm sürdüğü “Balıkçı Barınağı ve Antalyalı balıkçıların” çektikleri ızdırap ne yazık ki es geçildi ve geçiliyor…
Kısaca hatırlayalım:
Avrupa’nın en büyüğü olarak kabul gören Balıkçı Barınağı, Tarım Bakanlığınca balıkçıların Kooperatifine kiralanmıştı.
Ancak, Eylül 2023’de Barınaktan balıkçıları çıkarmak ve burayı marina yapmak isteyenlerce düğmeye basılmış ve o günden bu yana Antalyalı balıkçıların başına gelmedik kalmamıştı.
Önce teknik takibe alındılar ve sonrasında gözaltılarla sıkıştırıldılar ve en sonunda Tarım ve Orman Bakanlığının 16449611 sayılı ve 14.11.2024 tarihli yazısında belirtilen “Kooperatiflerin Bakanlıkça gönderilen tembihnamedeki hükümlerden 4 tanesini yerine getirmedikleri için Kooperatifler Kanunun 90. Maddesi gereğince” görevden alınmaları Bakan İbrahim Yumaklı tarafından onaylanarak görevden uzaklaştırıldılar.
Aynı yazıda Barınağa mahkemece kayyum atanması için Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün yetkilendirilmesi ile Barınağı yönetmek için kayyum atandı.
15.11.2024 günü göreve getirilen kayyumların atanması yazısında “görevlendirilen kişilerin en kısa zamanda Kooperatif kongrelerini yaptırarak Barınağı yeni yönetime devretmeleri” gerekçe gösterildiği halde bugüne kadar bu konuda herhangi bir girişim yapılmamış, kayyum yönetimi adeta olağanlaştırılmıştır.
Oysa gerek teknik takiple başlayan ve gözaltılarla süren yargılama süreçlerinden Kooperatif yönetimleri suçsuz bulundular.
İleri sürülen suçlamalarla ilgili savcılık tarafından hazırlanan iddianame yetersiz deliller nedeniyle Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2025/85 sayılı ve 14.4.2025 tarihli kararı ile dava açılmasına gerek görülmediğinden Cumhuriyet Savcılığına iade edilmiştir.”
Savcılığın, 2. Ağır Ceza Mahkemesine yaptığı “kanun yararına bozma” itirazı da yine bu mahkeme tarafından reddedilmiştir.
Ayrıca Bakanlık tarafından yapılan suç duyurusu üzerine başlayan yargılama süreci sonunda “Mahkeme Kooperatif yönetimlerinin beraatine karar vermiştir…”
Gerek yapılan suçlamalarla ilgili ve gerekse Bakanlığın görevden alma gerekçeleri mahkemelerce uygun bulunmayıp balıkçılar lehine karar verdiği halde, Barınakta halen kayyum yönetimin sürmesi, Barınağın balıkçılara teslim edilmemesi açıkça hukuka aykırılık ve yargı kararlarını hiçe saymaktır.
“Adalet Bakanı Sayın Yılmaz Tunç’un, her fırsatta Türkiye bir hukuk devletidir sözü ne yazık ki Antalya’da karşılığını bulamamıştır.”
Keza kayyum yönetiminde geçen süre hem hukuksuz hem de bu sürede Antalyalı balıkçılar adeta Barınağın üvey evladı gibi sığıntı gibi muamele görmüşlerdir.
Kayyum yönetimi her fırsatta balıkçıları bezdirerek Barınaktan uzaklaşmaları için ellerinden gelen her şeyi yapmaktan geri durmamışlardır…
Avrupa’nın ve Türkiye’nin en büyük Balıkçı Barınağını marinaya çevirmek için 3 yıla yakın süren ve içinde Tarım ve Orman Bakanlığının, Antalya Valiliğinin, Valilik Şirketi AYDAŞ’ın, Balık Üreticileri Birliğinin ve çeşitli iş çevrelerinin bulunduğu tüm girişimler sonuçsuz kalmıştır.
Antalyalı balıkçılar ekmek kapılarını terk etmemişler, gelir ve geçim kaynaklarını, haklarını sonuna kadar savunmuşlardır.
Geçen süre sonunda;
Kira sözleşmesi mahkemece tescil edildi.
Bakanlığın açtığı davada mahkeme kararı ile Kooperatif Yönetimleri aklandı, beraat ettiler.
Sahil Güvenliğin yaptığı operasyonun sonucunda mahkeme yeterli deliller olmadığından, iddianameyi geri çevirdi ve dava açmadı…
Kısacası bu kararlar ile kamu yararı korunmuş oldu…
Bütün bunlardan sonra ve şu andan itibaren “Balıkçı Barınağı ile ilgili mahkeme kararları uygulanmalı, kayyum yönetimlerine son verilerek burası hak sahiplerine terk edilmeli, hukuka uygun davranılmalıdır…”
Bütün bu olumsuzluklara son verecek olan “Antalya Valiliğidir…”
Ben, Vali Hulusi Şahin’in hukuka ve kanunlara saygılı, devlet geleneklerine bağlı bir vali olduğuna inanıyorum…