Sıkıntılı günler kapıda…

Trump ve Netanyahu ikilisi beklendiği gibi İran’a saldırdı ve bir haftadır atılan mühimmatın haddi hesabı yok…

Havadan, denizden on binlerce ton bomba yağdırılıyor…

Ve Türkiye ile İspanya hariç dünyadan tık yok…

Ses çıkarana Trump hemen “ticaret ambargosu uygularım, ekonomini mahvederim” tehdidinde bulunuyor…

Bu tehdide Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı Grup Konuşmasında “ABD ve İsrail’i itidalli olmaya, savaşı hemen durdurmaya çağırarak” cevap verdi.

Bu bir anlamda aba altından sopa göstermekti.

İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ise daha açık bir tavırla adeta Trump’a posta koydu.

“"İspanya bu felakete ve savaşa karşıdır. Çünkü biz hükümetlerin insanların yaşamlarını iyileştirmek, sorunlara çözüm üretmek için var olduklarına inanıyoruz. İnsanların yaşamlarını daha da kötüleştirmek için değil. Ve bu görevi yerine getiremeyen liderlerin başarısızlıklarını savaş dumanıyla örtbas etmeleri ve bu süreçte birkaç kişinin cebini doldurmaları kesinlikle kabul edilemez. İspanya bu savaşa karşıdır ve konumunu kimse değiştiremeyecektir..."

KÜRTLER BU OYUNA GELMEZ

Herkes İran’ın bu saldırılara daha fazla dayanamayacağı görüşünde…

Bu görüşe katılmıyorum…

ABD ve İsrail ortaklığı İran’ı dize getiremeyecektir.

Çünkü dünyada hiçbir ülke havadan ve denizden yapılan saldırılarla teslim alınamamıştır.

Bu saldırılar İran’ı yıpratır, ekonomik olarak çok zora sokar ve belki de yönetici kadrolarını suikastlarla yok ederler ama teslim alamazlar.

“İran’ı teslim almalarının ve mevcut rejimin değişimi için tek yol vardır İran ile kara savaşlarına girişmek”

ABD ve İsrail kara ordularının ise İran’a girebilmeleri mümkün değil…

Böyle bir durumda bırakın İran ordusunu, İran halkı ABD askerlerini Necef Çölüne gömer…

Bunu ABD’de İsrail’de çok iyi biliyor…

Bu nedenle kara savaşlarını sürdürebilmek için Kürtleri organize edip saldırtmayı düşünüyorlar…

Bu da mümkün değil.

Nitekim Kürt Gruplarının önderleri buna sıcak bakmıyorlar çünkü değil 10 bin, 50 bin kişilik bir silahlı grup 100 bin kişilik bir düzenli ordunun bile bir yandan İran halkının güçlü direnişi ve diğer yandan coğrafi şartların çok zor oluşu nedeniyle İran’ı işgal etmesinin mümkün olmadığını biliyorlar…

KIŞKIRTICI FÜZE

Bütün bunlar da gösteriyor ki ABD ve İsrail’in önünde iki seçenek var…

Ya hava ve denizden yaptıkları bu saldırıyı durduracak ve çekilecekler ya da karadan işgal için “NATO’yu devreye sokacaklar…”

Bunun da tek yolu “İran’ın, NATO üyesi olan Türkiye’yi hedef almasıdır…”

İşte tehlikeli gidiş bu noktada başlar…

Ve bunun için İran’dan atılan bir roketin Türkiye’de bir askeri üsse isabeti yeterli olacaktır…

Nitekim geçtiğimiz günlerde böyle bir balistik füze Türkiye’yi hedef aldı ama NATO birliği tarafından düşürüldü…

İran “biz böyle bir füze göndermedik” diye bir açıklama yaptı…

Füzenin parçaları üzerinde inceleme yapılarak nereden atıldığı ve hedefin neresi olduğunu tespit edecek teknolojiye sahiptir Türkiye

Ancak bununla ilgili bir açıklama yapılmadı, suskunlukla geçiştirildi…

Eğer bu balistik füze İran’dan gönderilmiş olsaydı Türkiye çok sert bir açıklama yaparak İran’a ültimatom verirdi ve bu saldırıyı savaş ilanı olarak kabul ederdi.

Ve hemen NATO’nun 5 ve 6. Maddeleri işleme sokulurdu.

Bunlar olmadı ve geriye tek açıklama kalıyor;

“Türkiye’yi ve dolayısıyla NATO’yu savaşa sokmak isteyenler bu provokatif işlemi yapmışlardır…”

TRUMP VE NETENYAHU ZOR DURUMDA

Başlattıkları bu kirli saldırıdan nasıl sıyrılacaklarını düşünmeye başladılar…

Hiç beklemedikleri ve hesap etmedikleri çok güçlü bir İran direnişi ile karşı karşıyalar…

İran’ın sadece kendilerine karşı koymakla kalmayıp yakın coğrafyadaki milyar dolarlık ABD’nin bütün askeri üslerini ve füze rampalarını ve askeri havaalanlarını yok etmelerini de hesap edememişler…

Şu anda ABD Körfez ülkelerinde, Suriye’de, Irak’ta, Suudilerde bulunan hiçbir askeri üssünü ve hava alanlarını tahrip olduğu için kullanamıyor…

Sadece gemilerden uçak ve füze gönderebiliyor…

Yukarda değindiğim gibi ABD ya çekilecek -ki böyle bir durumda itibarı yerle yeksan olacaktır- ya da kara savaşı için NATO’yu devreye sokacaktır (Sırbistan ve Libya’da olduğu gibi)

“Ve bu nedenle ABD hedefe Türkiye’yi sokmak için her türlü provokasyondan, vaatten, fedakarlıktan(!) çekinmeyecektir…”

Aman dikkat…

Atatürk’ün şu sözünü bu aralar kulaklara küpe yapmalı Türkiye Cumhuriyeti Devleti…

“Savaş, milletlerin hayatı tehlikeye girmedikçe cinayettir…”

Savaşın uzağındaki ülkeler bu gelişmelere karşı bir dikkatliyse hemen sınırımızda olan ve tarihsel bağlarımız olan ülkeye yapılan bu saldırıya karşı bizim bin kez dikkatli olmamız gerekir…

İRAN’DAKİ REJİM İRAN HALKININ SORUNUDUR

İran’daki gerici şeriat rejiminin insanlık sorunu olduğunu ileri süren kimi “aydın(!)” çevreler her ne kadar bu saldırıya karşıymış gibi dursalar da konuşmalarının sonunda “ama İran’da da gerici bir rejim var, bunlar giderse demokrasi gelir” diyerek emperyalist bu saldırıyı meşru göstermeye çalışıyorlar.

Onlara şunu sormak gerekir, dünyanın neresinde ve hangi zaman diliminde gerici bir rejime dış güçlerce demokrasi ihracı yapılmış?

İran gerici iktidarı öne sürülen istekleri kabul ettikleri an Trump ve Netenyahu hemen bu rejimle uzlaşırlar…

Kaldı ki, ABD ve İsrail’de demokrasi zaten rafa kaldırılmış durumdadır…

Bir ülkenin siyasi sisteminin ne olacağına yine o ülkenin halkı karar verir…

Dünyada hiçbir sistem halka rağmen devam edemez, etmemiştir…

İran’daki rejim İran halkının sorunudur…

Gerici rejimi gerekçe göstererek emperyalist saldırıyı meşru görmek gericiliğin ta kendisidir…