Yatarken telefonunuzu başucunuza koyuyor musunuz?

Gün içerisinde telefon sürekli elinizde mi?

Canınız sıkılırken ilk aklınıza gelen cep telefonunuz mu?

Bu tür sorulara genelde ‘evet’ diyorsanız bilin ki artık siz de bir bağımlısınız…

Cep telefonum arızalanıp servise verdiğim andan beri (Yaklaşık 48 saattir) bir tarafımın eksik olduğu hissi tüm benliğimi sarmış durumda.  Yukarıdaki soruların birebir aynısını değil ama benzerlerini bir yerlerde okumuştum ve kendime yönelttiğimde çoğuna ‘evet’ diyenlerdenim. Yani bir cep telefonu veya genel ifade etmek gerekirse bir teknoloji bağımlısıyım.

Milyonlarca insan gibi…

Günümüzde inanılmaz bir hızla gelişen teknolojiden belki de en fazla etkilenen materyal sanırım cep telefonları. Sayısız marka ve model telefonlar üzerinden bir ay geçmeden yeni versiyonlarını piyasaya sürüyor. Cep telefonları artık sadece bir iletişim aracı olmaktan çoktan çıktı.  Adres defteri, kişisel hatırlatıcı, video kamera, saat, takvim, kronometre, pusula, video oynatıcı, usb bellek, navigasyon, TV, oyun konsolu, müzik kutusu, hatta kredi kartı gibi farklı görevleri yerine getiren kompleks cihazlar haline geldi. Akıllı telefon denmesinin nedeni de sanırım bu. Her şeyi ama her şeyi bu akıllı cihazlarla yapmaya başladık toplum olarak. Toplum olarak diyorum çünkü araştırmalara göre ülkemizde cep telefonu sahipliği oranı hanelerde yüzde 90’ların üzerinde. Neredeyse cep telefonu olmayan yok…

Bu durum kırsalda da aşağı yukarı böyle.

Dikkatinizi çekmemesi mümkün değil. Otobüse biniyorsunuz oturan ya da ayakta herkes elinde cep telefonu, kulağında kulaklık adeta dünyadan soyutlamış kendini…

Keza çarşıda, pazarda, alışveriş mekanlarında, kafelerde velhasıl insanın olduğu her yerde durum üç aşağı beş yukarı böyle. Özellikle genç kuşaklar cep telefonu kullanımında daha fazla öne çıkıyor. Sosyal ağ paketlerinin de içine girmesiyle cep telefonları gençlerin olmazsa olmazı durumunda. Bu konuda yapılan bir araştırmada gençlerin cep telefonlarına aşırı bağlı olduğu, birtakım bağımlılık belirtileri gösterdikleri ortaya çıkmış. Dolayısıyla, gençler, cep telefonuna olan bağlılıklarından sınıf ortamında da vazgeçmiyor, cep telefonlarıyla ders esnasında da meşgul oluyor. Yapılan başka bir araştırmada üniversite öğrencilerinin günde 50-150 arası sayılarda mesaj alıp gönderdiği ortaya çıkmış.

Bilim dünyası bu duruma artık ‘tehlikeli bir bağımlılık’ gözüyle bakıyor. Tabi bu sadece telefonla sınırlı değil. İnternet, bilgisayar, oyun, genel ifadesiyle teknoloji bağımlılığından söz ediliyor. Bu yüzden de son yıllarda teknoloji bağımlılığına dikkat çekmek amacıyla çeşitli toplantılar, kongreler düzenleniyor.

Nitekim, geçtiğimiz yıl 3-4 Mayıs tarihlerinde Yeşilay öncülüğünde Milli Eğitim Bakanlığı ile Kültür Toplum ve Aile Derneği'nin desteğiyle ‘3. Uluslararası Teknoloji Bağımlılığı Kongresi’ İstanbul’da gerçekleştirilmişti. Alanında uzman bilim insanlarının bir araya geldiği kongrede internet, video oyunu ve televizyon bağımlılığı, siber zorbalık, cep telefonu bağımlılığı, sosyal medya, alışveriş bağımlılığı gibi çağın hastalığı olarak nitelendirilen kritik konular ele alınmış ve bu alanda yapılan araştırmaların sonuçları açıklanmıştı.

Bu tür etkinlikler sanıyorum bundan sonraki süreçte daha da artacak.

Çünkü teknoloji nasıl baş döndüren bir hızlı gelişiyorsa, teknoloji bağımlılığı da aynı hızla artıyor…