Değerli okurlarım,
Her sabah güne hangi haberle başlayacağımızı bilemez olduk. Her problem bazen birkaç gün, bazen birkaç saat içerisinde hakkını yeni bir probleme devrederek halının altına saklanıyor.
Yani neredeyse hiçbir problem gerçek çözüme kavuşmadan tedavülden kalkıyor. Ortalıkta çözülmemiş problemlerden oluşan bir yaşam tarzı yadırganmadan yaşanıyor.
Bu karmaşanın bu kadar hızlı yaşanıp yeni problemlerle beslenmesi maddi, manevi ve kültürel değerlerin dengeli ve olumlu bir şekilde gelişmesine izin vermiyor.
Bu kaosu tetikleyen baş faktör medya dediğimiz her türlü basın ve yayın organıdır. Bilhassa son yıllarda internet medyası bu sürecin kontrolden çıkarak hızlanmasına olağan üstü katkı sağladı.
Her toplumda olduğu gibi kültür başlığı altında toplumu kontrol eden, toplumu disiplin altına alan dinamikler vardır. Bunlar:
-Dini değerler ve disiplinler,
-Kültürel değerler
-Adetler ve gelenekler,
-Ve mahalle baskısı dediğimiz kanunsuz sosyal kontrol mekanizması.
Şimdilerde bütün dünyada küresel vahşi örgütler her açıdan bütün toplumların değer yargılarına saldırarak onların dirençlerini kırmaktalar. Bu sayede bütün dünyayı şeytansı bir zekayla ki şeytana pabuç attıracak bir halde planlar yaparak kendi etki alanlarını geliştirmekteler.
Sömürgenin başka bir modelini devreye soktular.
Zorunlu ve gönüllü kölelik devri.
Öncelikle muhtaç bırakılıyorsun. Sonrasında imkanları görüyorsun. Ardından imkanlara kavuşmanın tek şartı olarak değerlerini terk ediyorsun.
Bu oyundan doğru bilgi ile bilinçlenmiş insanlar kurtulabiliyor sadece. Dünyayı ve hayatı gerçekte anlamış insanlar bu şeytani planlara karşı olabildiğince korunaklı bir hayatı yaşama mücadelesi veriyorlar.
Artık mahalle baskısıyla dii yaşantı sürdürülemiyor. 2000’li yıllarda doğan nesil ikna olmadığı hiçbir şeye tereddütsüz inanmıyor. Kısa süre inanmış gibi yapıyorlar ama ergenlik ve rüşd çağına geldiğinde sorgulama evresinde hep olumsuz cümlelerle başlıyor irdelemeye.
Artık bir aile içerisinde çok farklı görüntüler ve hayat tarzları görülüyor. El alem ve mahalle baskısı ciddiye alınmıyor birçok konuda.
Bu ayrışım çok daha derinleşerek yoluna devam ediyor. Bütün inanç grupları, kültürel muhafazakârlar şu an itibarıyla marjinalleşmiş durumdadırlar.
Bunların karşısında her gün büyüyen ve yeni nesillerden oluşan yarı seküler, hafif dindar, biraz dünya insanı, karışık kültür sahibi bir topluluk bütün dünyanın en kalabalık yüzdesini oluşturmaktadırlar.
Bütün dinlerin nasıl tahrif edildiklerini, hangi konularda halktan koptuklarını, hangi meseleleri çözemediklerini ve bu sebeplerden dolayı toplumsal etkisinin hızla azaldığını bu alanın uzmanları ezbere biliyor.
Peki bütün bunları bilerek en genç din olan İslam’ı zamandan ve nesillerden kopartmadan anlamak ve anlatmanın kimse imkânsız olduğunu söylemesin. İslam’ı maalesef korkak, dar kafalı, nobran ve çıkarcı gruplar hızla marjinalleştiriyorlar.
Bu durumun dönüşü çok zor. Ümitsiz olamayız ama hayalperest de olmamalıyız. Hala İslam’ın iyilik sıfatını hak etmiş ulema ve ümeranın cesur adımları geleceğimizi belirli oranlarda kurtarabilirler.
Akifin: “Asrın İdrakine Söyletmeliyiz Kuran’ı” ilkesiyle hareket etmek elzemdir.
Böyle bir kızıl elmaya ihtiyaç var acilen.
Kolay gelsin iyiler.