Antalya ülkemizin en yüksek rant alanlarından birine sahiptir.

Hal böyle olunca bu ranttan en yüksek payı alma mücadelesinde her türlü yolsuzluk, rüşvet, irtikap almış başını gitmiş durumda.

Temeli, arsa ve imar düzenlemelerine dayanan yolsuzluklar, belediyelerin hizmet alanlarındaki ihalelerde yaşanan rüşvet sarmalıyla birleşince ortaya devasa bir kara para çıkmaktadır.

Bu kara paranın paylaşımında üç ayak vardır.

Siyasi otorite, iş insanları, belediye bürokratları…

Şurası bir gerçek ki, “Antalya’da nereye varacağına bakılmaksızın yapılacak çok ciddi bir temiz eller operasyonuna ihtiyaç vardır…”

Ancak bunun içinde suçluların ellerinin bal kavanozu içindeyken yakalanması gerekir.

İşte o zaman hukuk gerçek anlamda işler…

İşte o zaman kirli eller bu kentten temizlenir…

“Dedim, dedi-verdim, aldı” şeklindeki iddialarla bu kentin soyguncuları temizlenmez…

Yargı, tamamen “delillere bakar, delillerle karar verir…”

İtirafçının sözlerine, karşı sözlerle yargı, karar ve hüküm oluşturmaz…

Bir süre önce Büyükşehir ve Manavgat Belediyelerine yapılan operasyon sonucunda Muhittin Başkan ve Nefi Başkan tutuklandılar…

Manavgat’ı ayrı tutuyorum, çünkü orada “belediyeye operasyon yapıldı” ama Muhittin Başkanın tutuklanması sadece “bireysel operasyondur.”

Başsavcılık, biri Özgür Özel’in Antalya’da olduğu sırada, diğeri de dün itibariyle Büyükşehir Belediyesine iki kez operasyon yaptı.

Yani Başsavcılık, bireysel operasyonu, kurumsal operasyona çevirdi.

İlk operasyonda 2018 yılından bu yıla kadar süren ve kamuoyunda tartışılan “İnşaat hafriyatlarının” döküm meselesinde yolsuzluk yapılıp yapılmadığı ile ilgili belediyeden belgeleri toparladı.

Milyarlarca liralık işlem hacmi olan bu olayla ilgili –varsa- yolsuzluk belgelerinin savcılığa intikal ettiğini sanıyorum…

Ancak şu ana kadar hafriyat olayının içinde olanların ifadelerinin alınıp alınmadığını bilmiyorum…

Bu olayın taraflarının kamuoyuna açık şekilde ortaya attıkları öylesine ciddi iddialar var ki, Savcılığın bu olayın üzerine gitmesi temiz eller operasyonunun işaret fişeği olabilir, diye düşünüyorum…

Ancak bunun ve benzeri yolsuzluk ve rüşvet ağının savcılık tarafından faş edileceğinden, yargı yoluyla cezalandırılacaklarından çok emin değilim.

Çünkü bu yolsuzluk, yağma ve rüşvet trafiğinin bir ucunda yerel yöneticiler varsa, diğer ucunda ağırlığı ve saygınlığı(!) olan siyasetciler ve bu siyasetçilerle birlikte olan Antalya’nın büyük servet sahibi saygın(!) iş insanlarının oluşturduğu güçlü bir network (örümcek ağı) vardır…

Yapılan tahkikatın ucunda bu network çıkacağından Savcılığın çok fazla birşeyler yapabileceğini de sanmıyorum..

Ama herşeye rağmen yine de Başsavcılıkça yürütülen yolsuzluk operasyonlarını doğru buluyorum ve destekliyorum…

Suçsuzlar aklanmalı, suçlular cezalandırılmalı ve Antalya’da yağmalar son bulmalıdır…