Bu haftaki yazıma bazı kelimelerin oluşturduğu bir başlık ile başlıyorum. Bu başlıktaki meziyetlere sahip kişiler kamu kurumlarındaysa işin rengi değişir ve farklı değerlendirmelere neden olabilir.
Çünkü kamu görevlisi, diğer ifadeyle devletimizin kurumlarında çalışanlar daha dikkatli ve daha özenli olmak zorundadırlar. Çünkü kamuya mal olmuşlardır.
Kamu denilince geçtiğimiz günlerdeki hutbeler kulağımda çınlamaya başladı. Diyanet görevlisi değilim. Ammaa duyunca irkildiğim bir hutbeden örnekler sunmak istiyorum.
İmam efendi şu şekilde hutbeye başlamıştı:
“Hayber’in fetih günüydü. Müslümanlar o gün, büyük bir zafer elde etmişlerdi. Zaferin ardından sahabiler Sevgili Peygamberimiz (S.A.S)’in yanında, canlarını feda eden şehitleri bir bir anıyorlardı. Birinin adı zikredildiğinde Peygamber Efendimiz (S.A.S), o kişi hakkında şöyle buyurdu: Hayır! Ben onu kamu malından çaldığı bir hırka ile cehennemde gördüm. Allah Resûlü (s.a.s) bu sözleriyle bizlere; kamu hakkını çiğnemenin Allah yolunda ölen bir kimsenin şehit olmasına engel olacak derecede büyük bir günah olduğunu haber vermektedir.”
Ve hutbe şöyle devam etmişti:
Kamu hakkı; Hukukullah’tır; Allah’ın hakkıdır, Rabbimizin bizlere emanetidir. Bu emanete sahip çıkmak, Müslüman olmanın bir gereğidir. Kamu hakkına ihanet etmek; sadece bir haksızlık değil, aynı zamanda bir zulümdür.
Hutbede duyduğumuz bu sözler bence derin anlamlı ve kendimize çeki düzen vermeyi gerektirir.
Eğer bir kamu görevlisi ve yönetici durumundaki kişilerin “inisiyatifi” devletimize zarar vermeyecek şekilde kullanmaları gerekir. Ve ilgili konuyla ilgili herkese hakkaniyetli olmalıdır.
Eğer bir iyi niyet gösterilecekse kamunun kuralları çerçevesinde herkese adil şekilde gösterilmelidir.
Kamunun hakkı üzerinde ihmale sebebiyet verilemez. Bilmeden yapılan ihmalin açıklaması vardır ve bu telafi edilebilir.
İhmalde uyarılara rağmen ısrar ediliyorsa bunun adı başka bir şeydir.
Görmezden gelme işi yapılıyorsa ve bu kurallara aykırı ise bunun adı da başka bir şeydir.
Kayırmacılık kuralları çiğneyerek yapılıyorsa bunun da adı başka bir şeydir. Kayırmacılığın arkasında mutlaka sebepler vardır.
Kayırmacılıkta, görmezden gelmede, inisiyatif kullanmada devleti incitecek şekilde ve adaletsizlik var ise bunun adı da başka bir şeydir. Bu adı ben burada yazmayacağım. Okuyuculara bırakıyorum.
Bu satırları neden mi yazdım?
En çok demokrasiden, adaletten, prensipten, ilkeden bahsedenlerin aslında bunları en fazla ihlal edenler olduğunu gördüğüm için içimden döküldü.
Kendilerince oluşturdukları kocaman isimlerin sadece görünümde kocaman olduğunu görmek, geleceğe umutsuzluk vermektedir.
Gereğini yapmaktan kaçmak, devleti kandırmaya çalışanlarla aynı işi yapmaktan başka bir şey değildir.
Hele hele uyarılara rağmen, sanki masumcasına yeni yeni yönlendirmelerle yapmaya çalışmıyorlar mı?
Ve bilmelerine rağmen susmuyorlar mı?
Fossss…
Devletin kurulları, kuralları yok sayamaz. Hele hele devletin kurallarına hile yapılamaz.