Güvenli gıda problemi
Reklam
Reklam
İbrahim Güllü

İbrahim Güllü

Güvenli gıda problemi

19 Ekim 2019 - 00:01

İnsanın temel besini olan gıdada sorunlar her geçen gün artarak çoğalmaktadır. Gıdaya ulaşmanın zorluğu kadar güvenli gıdaya ulaşmak da her geçen gün zorlaşıyor.
 
Ekonomik zorluklar altındaki insanımız için artık güvenli gıda olması ilk tercih edilen husus değil maalesef. Tüketicimiz için önemli olan artık karnın ne şekilde olursa olsun doyması. Dini hassasiyetler dahi artık dikkate alınmıyor.
 
Güvenli gıdaya ulaşımda ilk çıkış noktası olan üreticiden son varış noktası olan tüketiciye kadar geçen üretim-tüketim süreci zincirinde herkese düşen önemli görevler var. Bu sürecin sağlıklı olarak oluşmasında denetim mekanizmasının önemi olduğu gibi en önemli görev yine tüketiciye düşmektedir. Bu husus etkin denetim ve etkin yaptırım sürecinin başarılı olmasını sağlayacaktır.
 
Güvenli gıda ile sağlığımızın doğrudan bağlantısı bulunmaktadır. Tükettiğimiz gıdaların güvenilir bir biçimde üretilip, tüketime sunulması tüketiciler için hayati bir konu ve olmazsa olmazı olacak önemde bir konudur. Öyle ki bu husus ayrı bir gıda bakanlığının kurulmasını gerektirecek önemdedir.
 
Güvenli gıdaya ulaşmada; üretenlerin ve satanların her tür teknik ve yasal bilgiyle donatılmaları ve uygulamaya dönük teşvik edilmeleri, tüketicilerin de sağlıklı,  güvenli ürünleri tercih etmeleri, denetim mekanizmasının etkin ve yaptırımların ise caydırıcı olması gerekir.
 
Caydırıcı yaptırımların en önemlilerinden birisi de teşhir olayıdır.
17 Aralık 2011 tarihinde çıkarılan “Gıda ve Yemin Resmi Kontrolüne Dair Yönetmelik’in” 8’inci maddesinde, taklit ve tağşiş yapıldığı laboratuvar analizleriyle kesinleşen gıda ve yemi üreten veya ithal eden firmanın adı, ürün adı, markası, parti ve/veya seri numarası bakanlık resmi internet sitesinde teşhir edilebilmektedir. 
 
Bu denetim ve teşhir mekanizmanın güvenli gıda hedefine ulaşılmasında bağımsız ve şeffaf olması zaruridir. Siyaset ve rant kaygılarının üstünde ve tüm firmalara eşit davranılması başarıya götüren etkendir.
 
Gıda güvenliği konusunda kayıt dışı ve merdiven altı üretim yapan firmaların varlığına son verilmesi de ayrı bir hayati husustur. Güvenli olmayan gıdaların (bozuk ve hileli gıdaların) büyük bir bölümünün bu tarz yerlerde üretildiği de unutulmamalıdır. Ancak mevcut ekonomik sorunlar ve tüketicinin alım gücünün düşüklüğü ucuz sözde gıdaya yani bozuk ve hileli gıdaya yönelişi devam ettirmektedir. Ekonomik yapı düzeltilmeden bu sorunun çözümü de oldukça zor gözükmektedir. İmkansız değil elbet. Oyunun kurucu aktörleri olan devlet erki ve tüketicinin el ele verilmesi sağlandığında, yaptırımların istisnasız herkese eşit olarak uygulandığında, tüketicinin duyarlılığının ve hassasiyetinin arttırılması sağlandığında ve belki de ihbar müessesi yanına ödülün de eklenmesi halinde sorun çok çabuk çözülebilecektir.
 
Güvenli olmayan gıdaları üretenlerin sadece para cezaları ile değil, hapis, işyeri kapatma, ömür boyu ticari faaliyetten men gibi ağır ve korkutucu yaptırımlar getirilmesi halinde ise güvenli gıdaya giden yoldaki pürüzler temizlenmiş olacaktır. 
 
Tüm bunlar sağlanmadan alım gücü sıkıntısı yaşayan tüketiciye, bozuk ve hileli olduğunu bilmediği ucuz gıdaların alınmaması konusundaki uyarıların karşılığının olmayacağı, tüketici bozuk ve hileli gıdayı bilerek veya bilmeyerek almaya devam edeceği acı gerçeği ile karşılaşmaya devam edeceğiz.
 
Unutmamalıyız ki ucuzu alma zorunluğu yaşayan tüketicimizin kaliteyi arama lüksü henüz yoktur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum