Reklam
Reklam
Mustafa Zihni Tunca

Mustafa Zihni Tunca

Dezenformasyon ile mücadele virüs ile mücadeleye benzer

13 Nisan 2020 - 00:01

 
Bilgi akışının doğal yollardan sağlanamadığı günler dezenformasyonun yayılması açısından en ideal günlerdir. Tıpkı virüsler gibi dezenformasyon da yeterli önlemlerin alınmadığı dönemlerde bir salgın olarak hızla yayılmayı başarır ve kısa bir süre içerisinde pandemik bir hâl alır.
 
Önlem dediğimiz şeylerden en önemlisi ise yukarıda bahsettiğim gibi doğru ve güvenilir bilgi kaynaklarından zamanlı veri akışının düzenli olarak sağlanmasıdır. Çünkü, yetkililer tarafından yeterli bilgi sağlanamayan kriz dönemlerinde bilgi ihtiyacı karaborsadan yani kaynağı güvenilir olmayan ve kulaktan kulağa hızla yayılan dezenformasyon sağlayıcılarından karşılanır. Bu dönemlerde dezenformasyon kaynakları bu durumu fırsat bilip provokatif bilgiler servis ederek hedeflerine ulaşmak için ellerinden gelen her türlü çabayı gösterirler.
 
Virüs yayılmaya başladıktan yani dezenformasyon kitleler tarafından hızlı bir şekilde paylaşılmaya başladıktan itibaren ise çoğu zaman otoriteler tarafından doğru bilginin sunulmaya başlaması yeterli olamayabilmektedir. O durumda en pratik çözüm olarak kısıtlamalar başlar. Tıpkı virüse karşı alınan önlemlerde olduğu gibi kişilerin dezenformasyon ile teması engellenmeye çalışılır. Dezenformasyon kaynağı olan platformlar dezenfekte edilir yani bilgi kirliliğinin en yaygın olduğı medya ya da sosyal ağlara yönelik kısıtlama tedbirleri alınır.
 
Süper bulaştırıcı yani sahte bilgileri en çok yayan sosyal medya hesapları ya da yazarlar göz altına alınır, hesaplarına erişim engellenir. Dezenformasyon yayılmaya devam ediyorsa erişimi kısıtlayıcı engeller yani sosyal ağlara ulaşım daha kapsamlı bir şekilde bloke edilir ya da yavaşlatılır. Hayati öneme sahip iletişim kanalları dışındakilere erişim konusunda ciddi tedbirler alınır.
 
Tüm bunları geçtiğimiz yıllarda terör, kalkışma ve deprem gibi olağanüstü durumların yaşandığı günlerde yaşayarak gördük. Bu noktada işi otoritelere bırakmadan dezenformasyona karşı korunabilmek için tıpkı salgınlarda olduğu gibi kendi izolasyonumuzu sağlamamız oldukça önemli. Nedir bu önlemler, kısaca onlara da bir göz atalım.
 
Öncelikle, sosyal ağlarda bizlere servis edilen her bilgiye inanmamamız, kaynağından ve doğruluğundan emin olmadığımız hiçbir bilgiyi diğerleri ile paylaşmamamız lazım ki bu kadar hızlı bir şekilde yayılmasın. Kullanıcıların çoğu zaman sosyal ağlarda kendilerine ulaşan bilgilerin doğruluğunu sorgulamamasının sebepleri ise belli:
 
Bunlardan birincisi bu bilgilerin kendilerine güvendikleri kişilerden gelmesi. İkincisi bu bilgiler hazırlanırken kullanılan belirli anahtar kelimeler sayesinde kafa bulandırıp doğruymuş gibi görünmesinin sağlanması. Diğer belirgin özellikleri arasında ise saygın bir yetkili ya da akademisyenin adı ile yazılması, iletişime geçmeyeceğiniz bilindiği için paylaşan kişiye aitmiş gibi görünen sahte eposta ya da telefon numarasının da paylaşılması, Google’da arama yaptığınızda karşınıza çıkabilecek kısmi doğru bilgiler ile süslenmesi, metnin içine tıp ya da fizik alanlarında uzman olmadıkça doğruluğunu sorgulayamayacağınız teknik terimler serpiştirilmesi gibi teknik detaylar yer alıyor.
 
Ayrıca, bir arkadaşımdan duydum, bir akrabam orada çalışıyor ya da kesin bilgi gibi ifadelerle başlaması, çok önemli olduğunun ve yayılması gerektiğinin metnin içinde defalarca tekrarı da bu gibi paylaşımlarda ön plana çıkıyor. Bu tarz metinler dikkatle okunduğunda ise kullanılan dilin akademik bir dil olmaya çalışmasına rağmen yer yer konuşma dili ile iknâ çabalarına girişildiği, içerisinde çok sayıda yazım hatası bulunduğu da görülebilecektir.
 
Son olarak dezenformasyon içeren metinlerin en önemli özelliklerinden birisi de genellikle kısa olmalarıdır. Dezenformasyon içeren paylaşımların bizim uzun uzun anlatmaya çalıştığımız bilgilendirme yazılarından daha fazla okunup rağbet görmeleri sosyal medya kullanıcılarının görsellerle süslü kısa yazılara daha fazla prim vermesinden kaynaklanıyor!
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum