Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Halil Demir

Halil Demir

Üreticiler sesini duyurabiliyor mu?

08 Nisan 2021 - 00:00

Türk çiftçisi cefakardır.
Türk çiftçisi vefakardır.
Türk çiftçisi anlayışlıdır.
Türk çiftçisi yardımseverdir.
Türk çiftçisi unutkandır.
Türk çiftçisi aynı zamanda sessizdir.
Türk çiftçisi yalnızdır.
Bu haftaki yazıma yukarıdaki satırlarla başlama gereği duydum. Çünkü bir çiftçi çocuğu olarak onların genel anlamda yalnız olduklarını düşünürüm. Öyle olduklarını görüyorum. Yalnız olmasalardı üzerlerine gelen bazı sorunlarla kendi başlarına mücadele etmeye çalışmazlardı.
Seracılık yapılan üretim bölgelerinde bitkilerde çiftçileri aşan sorunlar ortaya çıkabiliyor. Son aylarda üretici ifadesiyle pürüz denilen hastalık dolayısıyla seralar sökülüyor. Bunun sebebini araştırmak gerekiyor. Üreticilerin bazıları bu sorunları paylaşıyorlar. Bu paylaşımlardan yola çıkarak onlara destek olmak gerekiyor.
-Bu tür hastalıkların sebebi nedir?
-Sebeplerine göre çözüm önerileri nelerdir?
-Üreticinin bilgisizliğinden veya yetiştiricilik tekniklerindeki eksikliklerden mi kaynaklanıyor?
Eğer üreticiden kaynaklıysa bilgilendirme yapılması gerekiyor. Eğer üreticiyi aşan bir sorun ise onlara yardımcı olacak şekilde işlemler sırasıyla uygulanmalıdır. Bunun sonucunda da gereği yapılmalıdır.
Bir başka örnek: Bazı üreticiler, seralarına diktikleri bazı bitkilerin bir kısmının solduğuna şahit oluyorlar. Bunu araştırıcında solgunluğa neden olan bazı etmenleri öğreniyorlar. Etmenin kaynağı toprak kökenli fungal bir etmen değil. Buraya kadar tamam. Ancak;
-Solgunluk etmeninin kaynağı nedir?
-Solgunluğa neden olan etmen üreticiden mi kaynaklanıyor, yoksa başka bir sebepten mi?
-Üreticiden ise bilgi eksikliğinden mi oluyor?
-Üretici kaynaklı olmama durumu var mı?
-Üretici kaynaklı değilse, sorun nerede? Bunu üreticinin tek başına halletme şansı yok. O zaman kimden yardım alacaklar?
-Aşılı yetiştiricilikte mi yoksa normal yetiştiricilikte mi ortaya çıkıyor?
Yayla seracılığı hızla yaygınlaşıyor. Bununla birlikte sahil kesiminde görülen hastalık ve zararlılar hızla o bölgelerde de yayılıyor. Önlem almak isteyenler olur diye bunun da altını çizmek gerekiyor.
Son bir haftadır toptancı hallerinde üretici ifadesiyle “piyasa” kurulmayacağı söylendi. Bazı hallerde fiyatlar da oluşturulmadı. Sorun yavaş yavaş çözüme kavuşmuş gibi. Bu konuda başta Antalya Mv. Av. Mustafa Köse başta olmak üzere bazı siyasilerin katkıları olduğunu görüyoruz.
Fiyatların belirlenmeme sebebi olarak, basına yansıyan haberlere göre Rekabet Kurumu'nun verdiği ceza gösteriliyor. Konuyu ilgili olanlar biliyor. Burada üreticinin bir dahli olmadığını düşünüyorum.
Hallerde fiyat belirlenmeyince en fazla üreticiler zarar görüyor. Belirlenmeyen piyasada çiftçiler kendi başlarına kalıyorlar ve farklı ücretlere ürünlerini satabiliyorlar. Fırsatçıların ortaya çıkması karşısında, durum çiftçilerin aleyhine dönüşecektir.
Bunun önüne geçmek için üreticiler kendi çapların tepki gösterip, görüşmeler yaptıktan sonra çözüm gerçekleşmiş oldu. Facebook gruplarını kullandılar. Bir nevi üreticinin sosyal organizasyonu. Bu sayfalardan birisinin üye sayısı 80 bini aşmış durumda. Bir diğeri yaklaşık 40 bin kişiden oluşuyor. Bu sayfalardan zaman zaman başka sorunlarını da dile getiriyorlar.
Peki üreticilerin haklarını savunacak, onlar adına girişimlerde bulunacak bir örgütlenme yok mu?
Birilerinin onların sesini duyması, duyurması gerekiyor. Bu konuda eksiklik olduğunu düşünüyorum. Bu satırlar dolayısıyla da eleştiri yapılacağını biliyorum. Ancak üreticinin yanında olmamız gerekiyor.
Üretici kazanırsa zira ilaç ve gübre bayileri kazanacaktır. Onlar kazanınca firmalar kazanacaktır. Bu durumda ithalatçı ve ihracatçılar kazanacak.Üretici kazanınca komisyoncular, yaş sebze-meyve ve diğer mamul ürün satıcıları, ihracatçıları kazanacaktır.
Üretici kazanınca köyler boşalmayacaktır. Köyler boşalmayınca tarım alanı kaybetmeyeceğiz. Tarım kazanınca nihayetinde kazanan Türkiyemiz olacaktır.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum